Sana daha iyi bir alışveriş deneyimi sunulabilmesi için sitemizde çerez konumlandırmaktayız, kullanmaya devam ettiğinde çerezler ile toplanan kişisel verilerin Veri Politikamız - Bilgilendirmelerimizde belirtilen amaçlar ve yöntemler ile mevzuatına uygun olarak kullanılacaktır.

Devlet Opera ve Bale
Göbekli Tepe

KONU

'AFİFE' balesi Afife Jale'nin hayatı üzerine kuruludur. Afife, hayatını yitirmeden önce Bakırköy Akıl Hastanesi'nde geçirdiği son dönemde, tüm yetilerini kaybetmiş, yıpranmış bir durumda; 'gölgeler' olarak nitelendirilen hasta bakıcıları tarafından bakılıp, tedavi edilmekte ve hayatının dört dönemini hatırlamaktadır.

Afife, hayatının dört dönemini içeren ve bu dört döneminin 4 ayrı dansçı tarafından canlandırıldığı, heyecan, zorluk ve aşk dolu bir 'geçmişe dönüş' yolculuğuna çıkar. Her dönemin bir rüyası vardır. En son dönemde bu rüya bir kabusa; bitmekte olan hayatı artık bir trajediye dönüşmüştür.

Afife'yi, sefalet ve yalnızlık içinde, kuzeni Ziya'nın kollarında hayata veda ederken buluruz. Kendi, terk-i diyar eylemiştir ama başardığı eylem, günümüze kadar yüzlerce belki binlerce kadını etkilemiş ve Türkiye'nin 'sahne' tarihinde bir mihenk taşı olmuştur.

ALTIN DÖNEM
Afife, 1918 yılındababası Hidayet Bey, annesi Methiye Hanım, ablası Behiye ve ağabeyi Salah ile yaşamaktadır. Kuzeni Ziya ile çok yakındır, hatta birbirlerine zaafı olan bu iki genç zaman zaman buluşarak Afife'nin tiyatro sevgisi ve ilgisini konuşurlar. Arkadaşları Beyza, Refika, Behire ve Memduha, Afife'yi evinde ziyaret ettikleri zaman, Ziya'nın da katılımıyla ev tiyatrosu yaparak eğlenirler. Afife, Dârülbedâyi'nin bir duyurusuna cevap vererek babasının haberi olmadan stajyer kadrosu için başvurur ve kabul edilir. Ancak haberi gazetede okuyan babası bu duruma çok kızar ve vede büyük bir tartışma yaşanır. Afife buna rağmen tiyatroyu bırakmaz. O dönemler sadece gayrimüslim kadınların sahneye çıkabildiği dönemlerdir, Afife sahne gerisinde çalışmakla yetinir. Babası tarafından dışlanan ancak annesi tarafından desteklenen bu dönem boyunca sadece sahneye çıkma hayali ile yaşar.

1919'da Hüseyin Suat'ın 'Yamalar' adlı oyununda başrol oynayan aktris Eliza Binemeciyan'ın Paris'e gitmesinden dolayı, Dârülbedâyi yöneticileri ve aktörler, Hüseyin Kemal, Behzat ve Burhanettin onu evinde ziyaret ederek Afife'ye bu rolü üstlenmesini teklif ederler ve Afife uzun zamandır beklediği bu fırsatı yakalayarak hayatının ikinci dönemine girmiş olur.

KIRMIZI DÖNEM
Afife, tiyatronun soyunma odasında artık diğer aktrislerle aynı ortamı paylaşmaktadır. Ona makyaj yapmayı, kostüm giymeyi, her şeyi öğretirler. 22 Nisan 1919 gecesi sahneye ayak bastığı zaman, Müslüman kadınların sahneye çıkması yasak olan bir dönemde sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadını olarak tarihe geçeceğinin bilincindedir. Bundan sonra zor zamanlar başlar. Dönemin Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Bey, Afife'nin kabusu olur. Tiyatro defalarca polis tarafından basılır, Afife her seferinde arkadaşlarının yardımıyla kaçmayı başarır ve korkmadan sahneye çıkmaya devam eder.

Eliza Binemeciyan'ın evinde verilen bir davete gitmek zorunda olan Afife, orada Mehmet Ali Bey ile karşılaşır ve nazırın üslubu ona taciz gibi gelmeye başlar. Tiyatroda yapılan bir baskında kaçamaz ve karakola götürülür. 'Dinini, milliyetini unutan sen misin?' diye hırpalanır. Burada, Dahiliye Nazırı tarafından yediği tokadı ömür boyu unutamaz. Bu sırada Ziya cepheye gider. Tüm umutları tükenmiş ve savaşçı ruhu incinmeye başlamıştır.

MOR DÖNEM
Yıl 1929. Kızının sahneye çıkma ısrarlarına daha fazla tahammül edemeyen babası tarafından evden kovulmuş olan Afife'yi annesi yalnız bırakmaz ve artık ikisi sade bir eve taşınmışlardır. Afife heyecan, polis baskısı, seyirci alkışları dolu Kırmızı döneminin sonunda, dayanılmaz baş ağrıları çekmekte ve Suriyeli bir doktor olan Dr. Suat tarafından tedavi edilmektedir. Aynı zamanda kendisine aşık olan Dr. Suat ile ilişki yaşamaktadır. Dahiliye Nezaretinin Müslüman kadınların kesinlikle sahneye çıkmalarını yasaklayan bir bildiri yayınlaması Afife'yi daha da perişen eder ve tiyatronun kadrsoundan çıkarılan Afife, teselliyi eczacı Suat'ın yaptığı morfin iğnelerinde bulur.

1923 ile birlikte Cumhuriyet'in gelmesi tiyatro yasağını ortadan kaldırmıştır ancak Afife'nin de mecali kalmamıştır. Şehre gelen ve kutlamalara katılan Kuvayı Milliye askerleri arasında gözleri Ziya'yı arar. Bu kadar zaman ondan haber alamamıştır. Cephede şehit olup olmadığını öğrenemez.

Cumhuriyet'in getirdiği nimetlerden faydalanmaya çalışsa da içinde bulunduğu halet-i ruhiye ve sağlık sorunlarından dolayı mesleğinden uzaklaşır. Suat ile ilişkisini bitirmeye karar verir.

GÜMÜŞ DÖNEM
1928'de gittiği Hafız Burhan konserinde tanıştığı Selahattin Pınar ile büyük bir aşk yaşayarak evlenmiştir. Ancak Selahattin Pınar'ın ailesi tarafından kabul görmeyen Afife hem bu durumdan dolayı hem de tiyetrodan uzak yaşamak zorunda kalmış olmaktan dolayı çok mutsuzdur. Tekrardan uyuşturucuya dönmüştür. Selahattin Pınar'ın sosyal çevresi ve müzisyen arkadaşları ile olan ilişkiler zorlanmış ve tekrar eden kavgalar yüzünden Selahattin Pınar için hayat çekilmez hale gelmiştir. Besteci, kendisini karısına adayarak onu uyuşturucudan döndürmek için çok çabalar, onun hakkında şarkılar yazar. Ancak Afife'nin ısrarları üzerine Selahattin Pınar pes eder ve 1935 yılında ayrılırlar.

Afife bir girdabın içine girer ve kendini kurtaramaz. Kimsesiz ve sefalet içinde parklarda yatar. Ara sıra musallat olan kâbuslar içinde kıvranmaktadır. Afife, sonunda Dârülbedâyi'deki dostları tarafından Bakırköy Akıl Hastanesi'ne yatırılır. Bu sırada Ziya savaştan dönmüş, evlenmiş, bir kızı olmuş ve adını Afife koymuştur. 1941 yılında 39 yaşında bitkin ve fakir bir halde hayalindeki Ziya'nın kollarında hayata veda eder.


AFİFE

VİDEO



TEMSİL TARİHİ

DİSTRİBÜSYON

GALERİ


MEDYA YANSIMALARI